Sadeimge Dergisi

Hasbihal

04/01/2023

Allah yarattıklarıyla bize kendisini tanıtır; elçileriyle haber gönderir; her insana verdiği vicdanla bizimle her an konuşur. Biz de ibadet ederek, dua ederek, yarattıklarını inceleyerek onunla konuşuruz. Yani kul ile Rabbi sürekli, aralıksız konuşma halindedir. Bu konuşma ölümle başka bir duruma evrilir. Yani bitmez. Ancak hayata (masivaya) dalmak, bu konuşmayı sekülerleştirir. Buna “alışmak” diyoruz. Alışmak ile dalmak birbirine paraleldir. Alışan dalar, dalan alışmıştır. Buna gaflet diyoruz. Alışmak, mucizeyi ortadan kaldırdığından insan ile Rabbi arasında irtibatı azaltır, belki de bir süre sonra bitirir. Bu nedenle alışmak, iman edenlerin özelliği değildir. Allah’ın ibadeti zorunlu kılmasının hikmetlerinden biri alışmanın bu öldürücü özelliği olabilir.  Devamını Oku…

Hayret

19/12/2022

İki tür hayretle tanışıyor insan bu hayatta. Birincisi insanoğlunun yapıp ettikleri karşısında yaşanılan şaşkınlık ve akıl ermezliği; diğeri tabiatın mükemmelliği karşısında hissedilen yücelik duygusunun verdiği akıl yetmezliği. İlkini akıl anlayamıyor, diğeri aklı aşıyor. İşte insanın aklı, onun bu hayretini elinden aldı. İnsana dair hayretin sıradan bir “bu da böyleymiş” normaline inmesi değerli bir şey değil. Zira bu, insanın sâfilinde olduğuna dalalettir. Devamını Oku…

Ağlamak

01/12/2022

Ağlamanın bir tarihi ve başlangıcı elbette vardır. İlk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem, Hz. Havva’yla birlikte işledikleri hatadan dolayı ağlamışlar mıdır? Bilmiyoruz. Ama bildiğimiz, Peygamberlerin de ağladığıdır. Mesela Peygamberimizin oğlu İbrahim vefat ederken onu öpüp, koklayıp ağladığı ve “göz yaşarır, kalp hüzünlenir ama biz Allah’ın razı olacağı sözden başkasını söylemeyiz” dediği belirtilir. Devamını Oku… 

Serüven

13/11/2022

İnsanın hayattaki serüveni duygusu ile aklı arasında gidip gelen bir sarkaca benzer. Duygu, alır onu, hayallere odaklar; akıl ise götürür dünyaya kilitler. İnsanın hamlığı ile duygusu; pişmişliği ile aklı başat gider. Hayatın ilk evrelerindeki duygu ağırlığı, yerini akla bırakır. İnsan belli yaşa kadar, bu nedenle, gerçekçi değildir. Bir süre sonra akıl egemenliğini ilan eder ama iş işten geçmiştir artık. Bunu Anadolu insanının irfanı şöyle açıklar: “Tandır kıvama geldi, hamur bitti; işler yoluna girdi, ömür bitti…” Yani anlayamadan yaşar insan hayatı. Hayatın anlaşılması iddiası, esasında, kişinin kendi hayatını bir makuliyet çerçevesinde görülmesinden kaynaklanan yanılgıdır. Anlaşılamadan gitmek herkes için ağırdır ama giden herkes de anlaşılamamıştır. Anlaşılamamak, esasında anlayamamaktır.  Devamını Oku…

Saadet

29/10/2022

İnsan dertten kaçar. Kaçtığı yer ise başka bir derttir. Küçük bir adada bir aslanın kovalaması gibi bir yer bu dünya. Kaçacak bir yer yok. Yapılacak tek şey aslanla yaşamayı öğrenmek. Yani ateşle (şeytanla) ve onun türevleri olan hırsla, istekle, düşkünlükle, düşüklükle, hevâ ve hevesle… Elbette İmam Birgivi’nin tespitiyle bazı şeyleri kendimize farz-ı kifâye kılmak en iyisi: Neyle meşgulse insan, onu kendine farz- kifâye addetmeli. Aksisi yenilmektir ateşe yani hevâ ve hevese. Misal, kitap bilgilenmek için değil ümmetin sorumluluğunu ortadan kaldırmak için, yani o sorumlulukla okunmalı. Buradan saadet ortaya çıkar. Aksisi hobidir, yani kendini kandırma zanaatı ya da sanatı. Buradan da mutluluk peyda olur. Devamını Oku…

Hicran

İnsanın hicranı kendisiyle olursa bunalım, başkasıyla olursa mutsuzluk peyda olur. Birinci hicranda insan eman diler, yalvarır maşuka. Ne var ki maşuk, aşkın halinden anlamaz, feryada nâdan kalır. Bu nâdanlık aşığı pervasız kılar. 31 yaşında hayat veda eden Şevki Bey şöyle diyor;

Hicrân oku sînem deler
Olmaktadır hâlim beter
Bu iftirâk artık yeter
İnsafa gel ey şiveger
Bir gün olur çağın geçer. Devamını Oku…

Âlemde Bir Yeri Olmak

11.09.2022

İnsan doğunca güneş, ay, yıldızlar, dağlar, taşlar, zaman hâsılı bütün cemâdât, nebâtât, hayvanât ve insânât, bu doğuma bir iz bırakır. Zamanın, mekânın ve aklın anlamsızlaştığı bu âlemde, herkes herkese şahitlik eder. Bu şahitlikten ve izden nasibini alan her varlık, yine bu âlemin kendine tahsis edilen yerlerinde büyür, yaşar ve ölür. Doğumun ve bu âlemin bir mucize olmasının bir nedeni de aklı aşan bu hayretlik halidir. İnsan, hem bu âlemin izlerini ve şahitlerini taşıyarak yaşar hem de böylelikle kulluk mertebesine yükselir. Daha doğrusu yükselirse kuldur, yükselemiyorsa beşerdir. Kâmil insan, âlemdeki bu yerinin idrakine hem vasıl olan hem de bunu tecessüm ettirendir. Öyle diyor Niyâzî Mısrî; Devamını oku…

Afrika’nın Bahtı

06/07/2021

Afrika, dünyanın en fazla ülkesine sahip kıtadır. 54 ülke var. Bu ülkelerin 21’i Fransızların, 19’u İngilizlerin sömürgesi olmuşlar. Geri kalan 14 ülke ise İtalyanlar, Belçika, Almanlar tarafından işgale ve sömürüye maruz kalmış. Etiyopya ve Liberya sömürge edilmeyen iki ülke. Etiyopya, 5 yıllık İtalya’nın işgaline uğrar ama sonrasında kurtulur. Liberya ise daha önce Afrika’dan köleleştirilerek Amerika’ya götürülen ve daha sonra orada serbest bırakılan kölelerin dönüp kurduğu ülkedir. Devamını Oku…

Burkina Faso’nun Çocukları

12/06/2021

Burkina Faso, 5 Ağustos 1960’ta bağımsızlığını kazanan eski bir Fransız sömürgesidir. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ve siyasi olarak laik bir devlet yönetimine sahip ülkenin nüfusu 20.244.080’dir. Başkent Ouagadougou (Vagadugu)’dur. Afrika’daki en yoksul ve en az eğitimli ülkelerinden biridir. Nüfusun neredeyse yarısı günde 2 ABD dolarının altında bir gelirle yaşamaktadır. Burkina Faso’nun 59 etnik dili bulunmaktadır. Devamını Oku…

Seyşeller’in
Çocukları

12/05/2021

Seyşeller, Batı Hint Okyanusu’nda Madagaskar’ın kuzey batısında yer alan 115 adadan oluşan bir takımadadır. Afrika’nın en küçük ülkesidir. Ülkenin başkenti adaların en büyüğü Mahe’de yer alan Victoria’dır. Seyşeller halkı üç dillidir: Kreole, İngilizce ve Fransızca. Seyşeller ismi, Fransızların Mahé adalarını ele geçirdiği yıllarda (1756’da) Maliye Bakanı olan Jean Moreau de Séchelles’den gelmektedir. 2019 yılı itibariyle Seyşeller’in (tahmini) nüfusu 97.625’dir. Devamını Oku… 

Lesotho’nun Çocukları

22/04/2021

Afrika kıtasının güneyinde yer alan Lesotho Krallığı, sınırları tamamen Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından çevrili bir ülke. Lesotho, “Sotho konuşan insanların ülkesi” anlamına gelmektedir. Ülkenin resmi dili Sesotho ve İngilizce’dir. Yüksek yaylaları, nehirleri, şelaleleri ve eşsiz manzaraları ile Lesotho’nun coğrafyası dikkat çekmektedir. 2,1 milyon nüfusa sahip Lesotho’da, halkın dörtte üçü kırsal bölgelerde tarım ve hayvancılıkla hayatlarını sürdürmektedir. Devamını Oku… 

Somali’nin Çocukları

07/04/2021

Nüfusunun %99’u Sünni Müslüman olan Somali’de konuşulan diller Somalice, Sevahili dili, Arapça, İtalyanca ve İngilizcedir. Nüfusu Yaklaşık 16 milyondur. Kişi başına düşen GSYİ 100 dolardır. Ülkenin isminin kökeni, İsmail adının yerli dilde “Smal” şeklini alması ve daha sonra da “Somali”ye dönüşmesine bağlanıyor. Somali, yüzyıllar boyunca, Ummanlılar, Zanzibariler, günümüz Yemen’indeki Mukha şerifleri ve Osmanlılar dâhil olmak üzere çeşitli hükümdarlara tabi oldu. Devamını Oku…

Musa Bin Bik’in Çocukları: Mozambik’te Eğitimin Tarihi

18/03/2021

Mozambik’e İslâm, Basra körfezindeki Müslüman Arapların VII. yüzyılın ortalarında Hint Okyanusu sahillerine gelmesiyle girer. Arapların ardından İranlılar ticaret yapmak amacıyla bölgeye gelir. X. yüzyılın sonlarında İran’dan bölgeye sığınan Şîraz emiri tarafından Kilve adasında kurulan sultanlık, XII. yüzyılın sonlarında hâkimiyet alanını genişletir. Adanın sultanı Mûsâ b. Bik’dir. Devamını Oku… 

Eritre’nin Çocukları -Afrika’da Eğitim Ve Hayat-

02/03/2021

Eritre, İtalya sömürgesinden önce Etiyopya’nın bir parçasıydı. İtalyanlar, buraya Roma dilinde kızıl anlamına gelen Eritre (Erytrea) adını verdiler. Eritre’nin adı onun başka bir ülke olduğu algısını yaratsa da, İslam dünyasında Etiyopya ile birlikte Habeşistan olduğu hatırlanıldığında, bu algının aslında çok uzak olmayan bir tarihte kaybettiğimiz anlam dünyasının hazin bir neticesi olduğu görülecektir. Eritre’nin 16. yüzyıldan kalma Şeyh Hammal ve Şafi Camileri’nin de içinde bulunduğu liman kenti Massavva tipik bir Osmanlı şehridir. Devamını Oku… 

Nurettin Topçu’nun Zikri

28/11/2020

İsyan ahlakı, hareket felsefesi, iradenin davası, ahlak ve eğitim… Nurettin Topçu denildiğinde akla ilk gelen kavramlar bunlar.  Hastalıklarla boğuşan çocukluk “var olmak” için başarıya odaklanan bir gençliği doğuruyor. Başarılı bir öğrenim hayatı ise Paris’te felsefe öğrenimi görmekle mükâfatlanıyor. Ve Paris’te karşılaşılan mümtaz kişiler, onun kişiliğini ve düşünce dünyasını örüyor. Nurettin Topçu, Osman Nuri olarak başlar hayata. Hatta lise diplomasında adı böyle geçer.  Devamını Oku…

Yetenek Üzerine

22/05/2020

Türk eğitim sistemi öğrencilerin yeteneklerini neden geliştirememektedir? Bu soru çok uzun süreden beri sorulan bir sorudur. Bu sorunun yanıtı için önce yeteneğin ne olduğunu vuzuha kavuşturmak gerekir. Yetenek, eski ifadeyle kabiliyet, iki türlüdür. Birincisi öğrenim görmeden gelişen, diğeri ise öğrenimle geliştirilendir. Birincisi Allah vergisi kabiliyettir. Doğuştan gelir. Tohum gibidir. Bu nedenle onu geliştirmek gerekir. Geliştirilmezse yine de ortaya çıkar ama yönünü bulamadığı gibi toplumsal faydası az olur. İkincisi ise beceridir. Bu nedenle doğuştan geldiği söylenemez. Devamını Oku… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir