Maarifin Sesi Dergisi

Vazgeçmenin maliyeti 

29.01.2023

Kapitalist ekonomilerde bir tercihin getirdiği maliyete vazgeçme maliyeti deniliyor. Mesela bir genç üniversite öğrenimini sürdürmeyip lise bitiminden itibaren çalışmaya başlamış olsaydı, kendisine gelir sağlayabilir, emeklilik ve terfilerine esas olma üzere derece almaya başlayabilirdi. Üniversite öğrenimini sürdürmekle bu kazançlardan vazgeçmiş oluyor. İşte kapitalist ekonomi, hem toplumun hem bireyin uğramış olduğu bu gelir kaybını vazgeçme maliyeti olarak hesaplamaktadır. Dolayısıyla bir şeyin maliyeti; kişisel harcamalar, kamu harcamaları ve vazgeçme maliyetinin toplamından oluşuyor. Dahası bunun birde sosyal maliyeti var. Aynı genç liseden sonra çalışsaydı, gelir edecekti. Bu gelirle ailesine ve topluma faydası olacaktı. Evlenecekti. Çocuğu olacaktı. Yani bu genç üniversite okumakla sadece kazançlarından değil bu tür sosyal getirilerden de vazgeçmiş oluyor. Devamını Oku… 

Pedagojik Formasyon Eğitimi Üzerine

22.01.2023

YÖK, 03.01.2023 tarihinde pedagojik formasyon eğitiminin işleyişini değiştiren bir karar aldı. Yeni karara göre pedagojik formasyonun; eğitim fakültesi dışında okuyan ve Talim ve Terbiye Kurulunun 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esaslarının ekinde yer alan alanlar için örgün eğitimde ve öğretim süresi içinde (2.3. ve 4.sınıflarda) alınabileceğini belirtti. Bu tür bölümlerden mezun öğrenciler için ise iki seçenek koydu: Birincisi halen yürürlükte olan ve eğitim fakülteleri tarafından düzenlenen Pedagojik Formasyon Sertifika programının devam edeceğini, ikincisi ise enstitülerde Öğretmenlik Mesleği Tezsiz Yüksek Lisans programının açılabileceğini belirtti. Yine bu üç tür programın uzaktan öğretimle de verilebileceğini belirtti. Lafı hiç dolandırmadan söylemek gerekirse, kuşkusuz, külliyen yanlış bir karardır. Ancak bu yanlış karar, bu konuda ilk defa verilen bir yanlış karar değildir, defalarca bu yanlış yapıldı. Devamını Oku…

Liberal eğitim

15.01.2023

Liberalizmin en belirgin özelliği bireyin hak ve özgürlüklerine önem vermesi ve hükümetlerin bu anlamdaki yetkilerini sınırlamasını savunmasıdır. Bu nedenle liberalizm insanı, dinin, âdetin, geleneğin, monarşinin baskısından, bunların prangalarından ve kelepçelerinden kurtarmayı hedefledi. Bu bağlamda Batı Aydınlanma çağının yaratıcıları da, elbette, liberal düşünürler oldu. Liberalizmin fikir öncüleri Thomas Hobbes ve John Locke’dir. Gutek’e göre Locke, Platon’un doğuştan getirilen idealar teorisine karşı çıkmış, insanın doğuştan temel kavramlara sahip olmadığını, bunların sonraki yaşantılarda kullanılmadığını belirtmiş, insanın tüm bilgisinin duyusal algılarla başladığını savunmuştur. Locke’e göre insan zihni boş bir levha, beyaz bir kâğıt (tabula-rasa) ve her deneyim bu kâğıt üzerine bir çizik oluşturur. Locke’un kuramı, değişmez ilkelere dayanan otorite, adet ve geleneklerin mükemmelliğini reddeder. Onun ampirizminde temeldeki olgu, bilimsel yöntemin kullanılmasıdır. Devamını Oku…

Saygının Kaynağı

08.01.2023

Günlük hayatta insanın insana saygısı, unvanından dolayı değil sadece insan olmasından kaynaklanmalıdır. Beraber yaşadığımız insanlara hürmet, kişinin sadece insan olmasıyla elde edilen bir dokunulmazlıktır. Hayatın içinde bir şekilde elde edilen statüler yahut unvanlar, tek başına hürmete layık olamazlar. Nasrettin hocanın “ye kürküm ye” fıkrasından da anladığımız budur. Mesela fabrikanızın patronu olabilirsiniz, ama patronluğunuz sadece fabrikanın üretiminde, işlerin yürütülmesinde geçerlidir, buna karşın, fabrika içinde, sizin herkesten farklı şekilde ve içerikte, örneğin, yemek yemeniz için geçerli değildir. Herkes nasıl ve hangi yemeği yiyorsa siz de öyle yemelisiniz. Yahut bir kurumun genel müdürü olabilirsiniz. Genel müdürlüğünüz yasaların size verdiği haklarla sınırlıdır. Bu göreviniz, sizi, insan olmakla hak edilen durumlarda öne geçirmez, öncelikli yapmaz, değerli kılmaz. Veya Profesör unvanına sahipsiniz ve profesörlüğünüz alanınızla ilgili konularda geçerlidir, sizi hayatın bütün alanlarında öncelikli kılmaz. Devamını Oku…

Sanatı kültürel hale getirmek

01.01.2023 

Nedendir bilinmez, sanat ve sanatçı denilince kültürel olmayan yapıtlar ve kültürel düşünmeyen insanlar akla geliyor. Evrensellik girdabından çıkamayan bir sanatla karşı karşıyayız bu nedenle. Hiç kuşkusuz evrensellikten kasıt Avrupalıların bakış açısı, onların estetiği ve zevki. Bizde resimden müziğe, mimariden peyzaja kadar hemen hemen tüm alanlardaki sanat anlayışının kültürel bir kimliği yok.  Eğitim sisteminde yer alan resim-müzik gibi dersler için de aynı şeyler söylenebileceği gibi güzel sanatlar lisesi ve güzel sanatlar fakülteleri için de söylenebilir. Sanat kültürel olan üzerine kurgulanır oysa. Kültürel olguların ve olayların, en anlamlı, en veciz şekilde söyleniş biçimidir sanat. Kültürün olmadığı yerde sanat icra etmek neredeyse imkânsızdır, daha doğru ifadeyle imkânsız olmalıdır. Devamını Oku…

Eğitim ve edep

25.12.2022

Kuşkusuz 17.yüzyıldan itibaren insanlar ve dünya, batı medeniyetinin etkisiyle ve belirlemesiyle yaşıyor. Batı medeniyetinin dindışı ve kültür dışı tasavvurunda ahlakın ve edebin yeri yok. Bu medeniyetle birlikte Allah’ın koyduğu yaşama ilkeleri demek olan edep ile onun toplum yaşamında tezahürü olan ahlakın dinle bağlantısı koparıldığından insana dair olan başta akıl olmak üzere ne varsa hepsinin de dinle bağlantısı koparılmıştır. Böylelikle insanın dünyaya gelişiyle, dahası insan olmak ve kalmak için, varlığında içkin olan edebin, nefis, ruh ve bedenden oluşan ahengine etkisi ortadan kaldırılmıştır. Bu da eğitimin ortadan kalkması anlamına gelir. Zira terbiye anlamındaki eğitimi, sadece edebin hatırlatılması anlamında kullanabiliriz. Yani eğitim, edeptir. Devamını Oku…

Küresel burjuvazi ve eğitim 

18.12.2022

Batı ve sonraları batıyı takip eden bizim gibi ülkeler, eğitimin masumiyetini Aydınlanma dönemiyle başlayan sürece boyun eğerek sonlandırdılar. Bunun somut örneğinden biri Almanya’da başlayan zorunlu eğitimle Fransız ihtilali sonrası kurumsal olarak kitle eğitimine odaklanılmasıdır. Avrupa’yla birlikte 19.yüzyıl boyunca ülkelerin büyük çoğunluğu zorunlu kitle eğitimini amaç haline getirdi. Bu yönüyle eğitimin zorunlu hale getirilerek kitleselleşmesi, Aydınlanma dönemini başlayan bir burjuvazi projesidir. Zenginlerin işgücü talebini, özellikle nitelikli işgücü ihtiyaçlarını “eğitilmiş halkla (fakirlerle)” karşılama isteğinden kaynaklanan bu projenin diğer bir amacı da “aydınlanmış birey” yetiştirmekti. Devamını Oku…

Liyakat ve yöneticilik

11.12.2022

Öz kültürün ve ahlakın hayatta ve insan yaşamında belirleyici veya egemen olmadığı neoliberalizm yahut demokrasi gibi yönetim biçimlerinde yöneticilik, insanda epistemolojik, estetik ve etik; yani doğru-yanlış, güzel-çirkin, iyi-kötü gibi değer ölçütlerinin her birinin teker teker çiğnenmesine yol açar. Bu tür değersizlik kültüründe insanlar, özellikle kendini bilmeyenler, yönetici olmak için sağa sola koştururlar. Sonunda azımsanmayacak bir kısmı da yönetici olur. Ancak bu insanlar geldikleri ya da getirildikleri görevi bir türlü bırakamazlar. Devamını Oku…

Az’ın hikmeti

04.12.2022

Günümüzde sömürgecilik, maddi sömürgecilikten ziyade zihinsel sömürgecilik olarak yerini koruyor. Kolonyalizmden sonra gelen emperyalizm 19.yüzyılın son çeyreğine kadar revaçtaydı. Ardından liberalizm, şimdi ise neoliberalizm olarak isimlendirilen zihinsel sömürgecilik epistemolojik, etik ve estetik değerlerde/değerlerle var oldu/oluyor. Bireyin hayatında ve toplumsal kültürde doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin olarak ölçütler geliştiren ve böylece varlığını sürdüren zihinsel sömürgeciliğin sürekli mutasyona uğraması, her defasında yeniymiş gibi algılanmasına neden oluyor. Devamını Oku…

Vasatın öldürücü gücü

27.11.2022

Modern insan hakikate ara sıra uğrar. Hayatın(ın) bir şubesi haline getirir onu. Parçasıdır ama mütemmim cüzü değildir. Evin kedisi gibi yani. Hayata başkalarının gözüyle baktığından, başkaları, var olmasının temel unsurudur. Onları memnun etmekten oluşan bir mutluluk anlayışına sahiptir. Lakin bu, fedakârlıktan kaynaklanan bir hüsnüniyet olmaktan ziyade şahsiyetini onların üzerinde tamamlama alışkanlığından kaynaklanır. Ne bağlılık ne de bağımlılıktır, sadece alışkanlıktır. Zekâya hayrandır bu nedenle. Devamını Oku…

“Aile dizimi” ya da irade

20.11.2022

Son günlerde Alman psikoterapist Bert Hellinger’in Afrika’da kimi yerlileri gözlemlemesiyle ortaya attığı bir terim çok konuşuluyor: Aile dizimi (family constellation). Netfliks’te yayınlanan bir diziye de konu edilen “aile dizimi terapisi”, bir insanın ailesinin geçmiş yaşantılarının ya da geçmişinde yaşanan olayların o kişiyi derinden etkilediği anlamına geliyor. Yani insanların yaşadığı bazı psikolojik sorunların, travmaların, sıkıntıların altında kalıtımın yattığına dikkat çekiliyor. Hemen hemen tüm kişisel gelişim konuları ya da terapileri gibi “aile dizimi” de tipik bir Hristiyan öğretisinden, bir başka deyişle insanın günahkâr doğduğuna inanan Hristiyan görüşünden ortaya çıkmadır esasında. Bu, bir bakıma, geçmişi ortadan kaldıran batı medeniyetinin bir çeşit “günah çıkarması”dır. Devamını Oku…

Whatsapp öğretmenliği

13.11.2022

MEB’de, kulüplerde görev alma ve etkinliklerini gerçekleştirme, dini ve milli günlerde faaliyetler yapma, seminerlere gitme, nöbet tutma, hizmet içi eğitim alma, projeler yapma ya da projelerde görevlendirme gibi öğretmeni öğretmenlik yapmaktan uzaklaştıran faaliyetler yetmezmiş gibi bir de salgın döneminden kalma whatsapp gruplarında yer alma, buralarda da öğretmenlik ve diğer görevleri yapma icat edildi. Bu nedenle öğretmenler, okul öğretmenleri whatsapp grubu, zümre öğretmenler whatsapp grubu, projede görevli öğretmenler whatsapp grubu, öğrenci velileri whatsapp grubu gibi yeni görevlerle sadece mesai saatlerinde değil, mesai dışı saatlerde de görev yapmak zorundalar. Devamını Oku…

Eğitimde millilik ve yerlilik meselesi

06.11.2022

Kuşkusuz eğitimin milli tarafını ahlak ve kültür oluşturur. Milli eğitim sisteminden beklenen ahlaklı ve kültürüne bağlı insanlar yetiştirmektir. Ahlaklı insandan beklenen ise, diğer varlıkları (insanlar, hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklar) en az kendisi kadar öncelikli, önemli ve değerli görmesi, buna göre yaşamasıdır. Kendinden daha öncelikli, önemli ve değerli görmesi ise kerem sahibi olmasından, ekrem olmasından kaynaklanır. Kerem sahibi olmak ahlaklı olmaktan daha üstün bir şeydir. Kültür hem dinden hem de dinin müsaade ettiği geleneklerden kaynaklanır. Ahlak ise, edebin ve terbiyenin birlikteliğinden ve hayânın korunmasında oluşur. Eğitim bu yönüyle edep, terbiye ve hayâ üzerine bina edilen bir süreçtir. Çünkü eğitim demek ahlak demektir. Devamını Oku…

Eğitime yakından bakınca

30.10.2022

Gerçek eğitimden bahsedeceksek bunun tek yöntemi var: Birebir eğitim. Usta çıkar yöntemi de diyebiliriz. Çünkü insan ancak tecrübe sahibi birinin elinde yontulup, budanıp biçimlendirildiğinde eğitimden geçmiş olur. Yaşamadıklarını yaşatamaz, hissedemediklerini hissettiremez, inanmadıklarına inandıramaz insan. İnsana insanın tecrübesiyle yoğrulmuş sözler gerek. Tefekkür, çilenin çocuğudur zira. Eğitim tefekkürün, tefekkür çilenin, çile idealin, ideal imanın gölgesinde yeşerir. İmandan, idealden, çileden ve tefekkürden arındırılmış eğitimin insana sağlayacağı yegâne kazanç aklın sahte yüceliğine olan inançtır. Bir yolculuk esnasında, misal otobüs yolculuğunda, diğer insanların varlığı size ne anlam ifade ediyorsa, tecrübe inşa edemeyen sahte akıl da insana benzer anlam ifade eder. Devamını Oku…

İstatistik ve Zevahiri kurtarmak

23.10.2022

Eğitimin üst kademe yöneticilerinin öteden beri gelen bir alışkanlığı var: Eğitime istatistiki bakmak. Makam yükseldikçe rakamların zaviyesinden bakmak bir tür yönetim hastalığıdır ama bizde eğitime bu türden bir bakışın tarihi çok eski değil. Esasında bunun piyasa ekonomisi gibi sayıların hâkimiyetini sağlayan yönetimlerden gelen bir görüş olduğu bilinmelidir. Bundandır bir toplumda piyasa ekonomisi yerleştikçe sayıların cazibesi artar. Eğitim de piyasalaştıkça (liberalleştikçe) rakamlaşır, istatistiğin kulvarına girer. Mesela okul müdürlerinin kaçı kadın ya da erkek, şu kadar sayıda öğretmene yazılım eğitimi verildi gibi haberlerin esasında eğitim açısından kayda değer bir tarafı yok ama yöneticilerin bu sayıları vermekten büyük haz duymalarının nedeni rakamlarla görünürlüklerini sağlamak içindir.  Devamını Oku…

Her şeyin ilki olmak

16.10.2022

Yapılan bir şeyin /işin ilk olması, en büyük olması, en ilginç olması, muhteşem olması, bu zamana kadar yapılmamış olması gibi argümanları ileri sürmek hatırı sayılır bir beğeni topluyor olsa gerek. Siyasetçileri bir tarafta tutarsak, siyaset dışı uğraşlarda yahut meslekler de bunun öne çıkarılması anlaşılacak bir şey değil. Mesela akademi dünyasında. Sosyal bilimler yahut eğitim bilimler alanında yüksek lisans /doktora tez konusu araştırırken, hoca öğrencisine konunun daha önce yapılmamış olmasını tembihliyor ilk önce. Veya bir araştırmacı makale yazarken, bir gazeteci köşe yazısı yazarken, bir yazar kitap yazarken konunun ilk defa kendisi tarafından yazılıyor olmasına dikkat ediyor.  Devamını Oku…

Öğretmen yetiştirme sistemi üzerine

09.10.2022

Geçen haftaki yazıda son yıllarda eğitim sorunlarına ilişkin olarak batı paradigması dışında çözümler üretilmesi gerektiği; kapitalizmin / liberalizmin cenderesindeki Türk eğitim sisteminin sorununun da çözümünün de belli olduğu; sorununun ahlaki ve kültürel olmaması, çözümünün de ahlakta ve kültürde aranması gerektiği; bu bağlamda ilk yapılması gerekenin “karar vermek” olduğu; çözümü ahlak ve kültürde aramaya karar verdikten sonra işin “nasılının” teknik bir mesele olduğu belirtilmişti. İşte bu yazıda teknik bir mesele olan “nasıl sorusu” öğretmen yetiştirme sistemi üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Devamını Oku…

Sorunları ve çözümleri nerede aramalıyız?

02.10.2022

Sömürgeciliğin her türünün işlendiği son asırda ve yaşadığımız yeni asrın ilk çeyreğinde devletler, toplumlar, sistemler ve insanlar sıkışmışlık hali yaşıyor. Bir bunalım haline gelen hayatta ekonomi, siyaset, hukuk, eğitim gibi toplumun ana arterleri artık insanların hayrına çalışmıyor. Özellikle Batılılar, ürettikleri kavramları/uygulamaları güzelleştirerek ve tek çözüm haline getirerek ülkelere uygulattırıyor, lakin tüm güzellemelere rağmen bu uygulamalar çözüm değil sorun üretiyorlar. Demokrasiden tutun ekonomiye kadar geniş bir yelpazede bu böyle. Devamını Oku…

Samimiyet ve eğitim

25.09.2022

Bir pazarcı, malın benzerini aslı diye satıyorsa sahtekâr, pahalı satıyorsa ahlaksız, daha çok kazanmak için ucuz satıyorsa kurnaz, müşteri sürekli gelsin diye değerinde satıyorsa çıkarcı; ama bir malın değeri neyse ona göre satıyorsa samimidir. Bu metafordan hareketle eğitim, istihdam için, para veya statü kazanmak için, üstün olmak ve hükmetmek için değil, bizatihi insanın yüce değerleri tanıması ve hayatı buna göre yaşaması için yapılmalıdır. Öğretim ise bu tasavvuru oluşturan muhtelif yollarıdır. Hem eğitimden hem öğretimden hem de bunun her ikisinin tecessüm ettiği okullardan beklenen, kurumlaşmış ve hayata yansımış değerlerin insanda inşasıdır. Bu da ancak hakikat üzerine yükselen samimi düşünmek ve yaşamakla mümkündür. Devamını Oku…

Dünyanın eğitimi

18.09.2022

Dünyanın hemen her yerinde eğitim sistemleri sorunlu. Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da eğitim, sanılanın aksine ne eşitliği ne adaleti sağlayabiliyor ne de muhteşem. Japonya gibi Amerikan uydusu ülkelerde yahut Çin gibi eşitlik adı altında sürdürülen endoktrinasyon eğitiminde veya Afrika ülkelerinin eğitimlerinde okullar, “düzene uygun insan” yetiştirmekten başka bir işe yaramıyor. Mesela Fransa, okullar arası eşitlik sıralamasında son sıralarda yer alırken, Alman okullarında tuvalet başta olmak üzere ciddi bir temizlik sorunu yıllardır varken, Amerika’da okullar adeta bir banka gibi çalışırken, bu ülkeler diğer ülkelere hayal ve gelecek satmaktan geri durmuyor. Bizim ülkemizde dillerden bir türlü düşmeyen Finlandiya’da eğitim, sanılanın aksine, toplumsal huzuru sağlayamıyor. Devamını Oku…

Kimliksizleştiren eğitime başlarken

11.09.2022

Bizim içinde bulunduğumuz eğitimden mezun olanlar herhangi bir özelliğe sahip olmazlar. Bu kimliksiz hal, yeni bir hal değildir. Türkiye, 19.yüzyılın başlarında verdiği kararlarla, maddeyi put haline getiren batının yoluna gitmeye başlamasıyla, eğitimde ve eğitimle kimliksizleşmeye de başlamıştır. Özellikle son yarım asırda topluma sinmeye başlayan bu kimliksizleşme, son
çeyrek asırda amacına kavuşmuştur. Bugün artık eğitim, kimliksizleştirme misyonunu bihakkın yerine getirmektedir. Bu kimliksiz eğitimde, kültüründen uzak, onu küçümseyen, değerlerinden uzaklaşınca çağdaşlaştığını sanan, kültürüne yabancılaştıkça özgürleştiğini sanan, dinini bir Hristiyan gibi alelade bir şubeye indiren, tek hedefi zengin olmak isteyen, kapitalistleştikçe modernleştiğini sanan bir ucube yaratık yetişmektedir. Devamını Oku…

Öğrenme ahlâkı

04.09.2022

Kandırmak; inandırmak, aldatmak anlamına geliyor. Genel olarak insanın diğer insanı kandırması, bir konuya, bir olaya, bir duruma onu inandırması şeklinde olur. Amaçlı ve bilinçli bir şeydir. Kandırmanın diğer bir adı olan aldatmak, bir şeyin aslının yerine sahtesini koymak demek. Sahte olmadan, sahtekârlık yapmadan aldatmak hayli zor. Buna hukukta “iğfal kâbiliyeti” deniyor. Yani aldatma yeteneği. Hukukçular bunu, beş duyuyla ilk bakışta anlaşılamayacak olan sahtecilik olarak izah ediyorlar. Yani karanlık bir gecedeki kapkara bir taşın üzerindeki karınca misali. Devamını Oku…

Anlamak

28.08.2022

Kimi insanlar bu “yaşama işini” bir düzene sokmayı başarmışlar. Bir yer ve yol bulmuşlar kendilerince hayatta. Bunun için kimi özelliklere, becerilere sahip olmak gerektiğini de öğrenmişler. Beş duyunun yanı sıra başka hasletler de edinmişler. Mesela basiret ve feraset yerine tuhaf bir takip ve planlama duygusu geliştirmişler. Ortamı, havayı takip etmeyi, buna göre planlar yapmayı alışkanlık haline getirmişler. On sene sonra olacağı yeri planlayan, hayatın rüzgârına karşı salvolar geliştirmiş insanlara rastlıyor insan bu hayatta. Çoğu da bu hedeflerini gerçekleştiriyor. O zaman insan anlıyor ki bir insan kafayı takarsa bir şeye, taktığı şeyi elde ediyormuş. Hayatı bu kadar ciddiye alanların esasında ciddiyetten yoksun adamlar olduklarını gördüğünde de, bir şeye kafayı takmamanın, bunun yerine bir köşe aramanın ve o köşede mukim kalmanın en iyisi olduğunu anlıyorsun. Devamını Oku…

Planlama ve teftişin gerekliliği üzerine

21.08.2022

Liberalizmin en büyük tahribatından biri planlama yapmayı, ikincisi ise teftişi ortadan kaldırmasıdır. Devlet, böylece, ortada istediği gibi at koşturan sermayenin uşağı haline getirildi. Bu sadece bizde değil şöyle ya da böyle kapitalizmin cenderesine bir şekilde girmiş ülkelerin hepsi için geçerli. Elbette kapitalizmi / liberalizmi bir bütün olarak değerlendirmek gerekir ve bu anlamda hemen her sektörden devletin elini çekmesi anlamına gelen liberalizmle sadece ekonomide değil hastane, eğitim, güvenlik gibi meselelerde de sermayenin insafına bırakılmış bir dünyayla iç içeyiz. Mesela bizde 1960 yıldan beri faaliyet gösteren Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’nın 2011 yılında kapatılması, planlamanın ve denetimin resmi olarak kamu hayatından kalkması anlamına gelmiştir. Devamını Oku…

Kültürle Dirilmek

14.08.2022

Eğitimimizde özgünlük namına örnek gösterilebilecek bir şeyimiz yok. Okul öncesi eğitim, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve lisansüstü eğitimin biçimi batıdan alındığı gibi müfredat dâhil hemen her içerik yine batıdan kopyalanmıştır. Buna öğretmen yetiştirme dâhildir. Eğitim tarihçileri öğretmen yetiştirme tarihini Tanzimat’la başlatmaya pek heveslidirler. Doğrudur ama bununu batı tipi öğretmen yetiştirmenin tarihiolduğunu belirtmek lazım. Günümüzde bu batı kopyacılığı bütün gücüyle devam ediyor. Devamını Oku…

Kötülük kültürü

07.08.2022

Ahlâkın gittikçe kötüleşmesinden değil, hayatın hiç bu kadar kötüleşmediğinden değil, kötüyle mücadele eden iyiliğin kümülatif gücünün unutulmuş olmasından bahsedebiliriz. Unutulan sadece iyiliğin egemen olma zorunluluğu değil, eğitimin bu kümülatif gücün tek aracısı olduğudur. Konfüçyüs’ten Tonyukuk’a, firavunlardan filozoflara kadar hemen herkes zamanındaki toplumun ahlaken bozukluğundan bahseder. Bugün de biz diyoruz benzerini. Böyle diyor olmamız toplumların ve insanların giderek ahlaken bozulduğunu ortaya koymaz aslında. Devamını Oku…

İnsanın hikâyesi

31.07.2022

İnsanın hikâyesi, yaşadığı yerin hikâyesine benzer biraz. Mesela ülkesinin tarihi, her insanda kendini tekrarlar. Alalım bir insanımızı, inceleyelim, kabuklarını soyalım; Osmanlı’nın kuruluş dönemi, gelişme dönemi ve duraklama dönemi çıkar ortaya. Hatta batılılaşma tarihimizi bile görebiliriz, Cumhuriyeti de. İnsanın hikâyesi biraz da coğrafyasının hikâyesidir. Coğrafyası gibidir insan. Dağlarda yetişmişse gönlü geniştir, ufku derindir, sözünün tesirini kestirebilir ve isabetlidir tahminleri. Düz ovada yetişmişse biraz düzdür o insan. Eğrisi azdır, yanlışı çoktur. Köyde yetişmişse sözü dolaylıdır, sözlerinden çok imaları gelişmiştir, az bozulmuştur. Şehirde yetişmişse tipik bir şehirlidir; ideali azdır, hayata odaklanmıştır, bencildir, görüşü ve hayatı dardır. İnsanın hikâyesi biraz da anne-babasının hikâyesine benzer. Erkek çocuğu büyür büyür babası olur; kız çocuğu büyür büyür annesi olur. Devamını Oku…

Üniversite sınav sonuçları üzerine

24.07.2022

Kapitalistler yahut sömürgeciler insanı insan olmaktan çok işlerini yapan birer aygıt-alet olarak görürler, bu nedenle de insanı tanımazlar. Batıda işletme yönetim tarihi bu aygıtın (!) özelliklerini ortaya koyan buluşlarla (!) doludur. İşletme bilimini kopyalayarak var olmaya çalışan eğitim bilimleri de aynı mantaliteyle hareket eder. Mesela işletme biliminin kurucu babaları sayılan Frederic Taylor, Max Weber ve Henry Fayol gibi klasik örgüt teorisyenlerinin insanı algılama gelişimi biri diğerinin üstüne bina edilen bir anlayışla hareket eder. En babacan görülen Fayol bile insanı yemek yemesi gereken bir canlı olarak görebilme lütfuna erişmiştir. Ardından gelen neoklasik teorisyen olarak bilinen Elton Mayo ise insanın sosyal ilişkiye gereksinim duyan bir varlık olduğunu belirtmiştir. Ne büyük buluşlar! Bugün MEB bürokrasisinde yönetici olmak için bu buluşları (!) bilmek gerekiyor. Devamını Oku…

Yeni dünya düzeninde eğitim

10.07.2022

Kuşkusuz 19. asrın başından beri dünyayı şekillendiren, düşünceler üreten, ürettiği düşüncelerle toplumları etkileyen bölge Avrupa’dır. Avrupa merkezli bir hayatın öne çıkarıldığı bu üç asırda hemen her birey şöyle ya da böyle bu merkezin düşüncelerinden etkilendiği gibi ürettiklerini de bir şekilde kullanmıştır / kullanmaktadır. Egemen olmak böyle bir şeydir, her zaman taklit edilir. Bir zamanlar Osmanlı da dünyanın hemen her bölgesindeki devletleri, toplumları ve insanları etkiliyordu. İstanbul’a gelen bir yabancı Osmanlı’nın ya giyiminden ya yediğinden ya konuştuğundan ya yaşadığından etkileniyor, bunları ülkelerinde kullanıyorlardı. Muhtemeldir ki memleketine gittiğinde ailesi onu Osmanlılıkla/Türklükle/Müslümanlıkla suçluyor, bize benzememelerini söylüyordu. Devamını Oku…

Yeni bir eğitim mümkün mü?

17.07.2022

Beşerî ve toplum bilimleri, fizik ve matematik bilimlerden ayrı olarak “öznellik” niteliği taşır. Bu öznellik ona özerklik verir. Bu nedenle fizik ve matematik bilimlerindeki parça-bütün ilişkisi beşer ve toplum bilimler için geçerli değildir. Çünkü fizik ve matematik bilimlerinde “nesnellik”, parçayı tama bağlı kılarken; beşeri ve toplum bilimlerindeki “öznellik”, parçayı özerk kılar. Bundan dolayı fizik ve matematik bilimlerinde parçanın bütünü değiştirmesinden bahsedemeyiz ama beşer ve toplum bilimlerinde bahsedebiliriz. Mesela Peygamberler böyledir. Fiziksel olarak içlerinde doğup büyüdükleri toplumu dönüştürmüşlerdir. Âlimler de böyledir: İmam Azam, İmam Gazali, İbn Haldun. Filozoflar bile böyledir: Sokrates, Eflatun, Aristoteles, Kant, Descartes. Devamını Oku…

Okulun miadı doldu mu?

26.06.2022

Okulu küçümseyen akımlar/görüşler çıkıyor son 30 yıldan beri. Bu akımlar/görüşler okulun işlevinin kalmadığını söylüyor, en azından etkisinin azaldığını belirtiyorlar. Buna mukabil okul dışı öğrenmenin daha işlevsel olduğunu öne sürüyorlar. Bu nedenle eğitimin uygulama kısmının artırılması gerektiğine inanıyorlar. Teknolojinin hayatın içine girmesiyle önemini kaybettiği belirtilen okulu işe yarar hale getirmek için teknolojiyle donatmaya çalışıyorlar. Okulu piyasanın içine çektikleri yetmezmiş gibi şimdide piyasanın enstrümanlarıyla okulu alelâde bir kurum haline getiriyorlar. Okula saldıran bu görüşlerin çoğunluğu Amerikan merkezli. Oradan beslenen Türk eğitim aydını da bunu tekrarlıyor. Devamını Oku…

Zihin konforu

03.07.2022

Zihin konforundan maksat, belli bir düşünceyi kabul etme ve bununla yetinmedir. Bu konfor hali, ahvale mugayir ne varsa, hatta bu serencama kayıtsız olan ne varsa onların varlığına bakarken bir boşluk barındırma gücünü elde tutabilme tuhaflığını da içinde barındırır. Zihnin belli bir formata kavuşması sonrası tüm gelişmelerden ve değişmelerden âzade olmayı başarmış hali olan konforun iki türünden bahsedilebilir. Birincisi belli bir ideolojiye saplanıp kalma durumu. Bu zihne sahip olanlar için her şeyin miyarı kendi ideolojisidir. İkinci tür zihin konforu ise bilgiden, bilinçten, inançtan varestedir. Sanılanın aksine seküler eğitimin özelliği, insanı, bu birinci tür zihin konforuna eriştirmektir. Devamını Oku…

Tekme attıran eğitim

12.06.2022

Neoliberalizmin, postmodernizmin, kapitalizmin yani batılı paradigmanın yönettiği sömürgeleştirilmiş dünyada, ülkeler, bağımsız değil. Bu nedenle hemen her ülke “kıymet hükümlerinin çivili olduğu can evinden” (kültüründen) vurulmuş durumda. Ancak bu dünyanın sömürge olmuş hali, yeni değil. Dünya, neredeyse iki yüzyıldan beri küresel sermayenin hegemonyası altında sömürülmektedir. Devletler kurup, devletler yıkıyor bu küresel sermayeci Batı. Bu nedenle dünyanın batı diye ciddi bir sorunu var iki asırdan beri. Devamını Oku…

Zihniyet meselesi

19.06.2022

Zihniyet, toplumsal bir varlık olan insanın nasıl düşündüğüyle ilgili bir meseledir. Olayları ve olguları anlama ve anlamlandırma biçimidir. Hatta bir değerlendirme ölçütü, bir miyardır. Bu nedenle bir zihniyete sahip olunmadığında bir değerlendirme biçimine de sahip olunamaz. Paradigma kavramı ile zihniyet kavramı yakın anlamlara sahiptir. Kısmen ideoloji kavramıyla da benzerlik gösterebilir. Bu üç kavram birbiriyle yakın ilişki içinde olsa da, kültür, diğerlerine nazaran zihniyette daha baskın konumdadır. Devamını Oku...

Nereden başlamamalıyız?

29.05.2022

İyi ve kaliteli bir öğretimle bir ülkenin gelişeceği iddiası, eğer kasıtlı olarak söylenmemişse kandırılmakla doğrudan ilgili olabilir. Çünkü sadece kaliteli bir eğitim sistemiyle gelişmiş bir ülke olduğuna inanmak için ya küresel sermayenin adamı olmak ya da kandırılmış narsist bir Avrupalı olmak gerekir. En azından 17. Yüzyıldan beri bu böyledir. Son üç yüzyıldan beri insan, sömürgeci ruhu anlamadan anlaşılamayan bir hayatı yaşıyor. Biçim değiştirmiş bir kolonyalizmin unsurları olan kurumlar, kuruluşlar, üniversiteler, dergiler ve medyanın söylemeye çalıştığı şeyler esasında örtmeye çalıştığı şeylerdir. Örneğin Fransız ihtilalinin kardeşlik, eşitlik ve özgürlük mottosu esasında düşmanlaştırılmış, köleleştirilmiş ve sınıflı bir dünya vaadiydi ve olan da böyle zaten. Devamını Oku…

Öğretmenlik kariyer basamakları hakkında

05.06.2022

Ülkemizde öğretmen olmak için ya eğitim fakültesi mezunu olmak veya diğer fakültelerden mezun olup pedagojik formasyon belgesine sahip olmak gerekiyor. Bu niteliklere sahip olanlar KPSS’den yeterince yüksek puan alıyorlar ve öğretmen olarak atanıyorlar. Öğretmenin emekli oluncaya kadar geçecek öğretmenlik serüveni böylece başlıyor. Ancak bu öğretmenin öğretmenlik hayatı boyunca edindiği gelişmişlik, tecrübe, bilgi gibi tekâmülü ya ödüllendirilmiyor ya da durağanlığı ikaza maruz kalmıyor. Teftiş sistemi kaldırıldığından öğretmeni değerlendirecek bir kontrol mekanizması da uzun süreden beri mevcut değildi (her ne kadar teftiş sistemi yeniden gelse de henüz etkisi ortaya çıkmış değil). Oysa bilenle bilmeyenin, kendini geliştirenle geliştirmeyenin, hayatla, insanla, kötülükle, kötülerle mücadele… Devamını Oku…

Bir Erdem olarak aramak

15.05.2022 

İnsanın kendine çeki düzen vermesi gerek ara sıra. Kendimizi kendimize dert edinmeliyiz belli aralıklarla. Arada bir bakımdan geçirmek gerek kendimizi yani. Çünkü insan kendini göremiyor, hatasını meziyet sanıyor bir süre sonra. Ayrıca artık insanlar hatalarımızı söylemiyorlar yüzümüze. Arkamızdan konuşmayı tercih ediyorlar. Âsâfın mikdarını bilmez Süleyman olmayan Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan. Demiş Ziya Paşa. Evet, kalmadı insan kadrini bilen insan, çünkü Âsâfın mikdarını (değerini) bilen Süleymanlar yok. Ne var ki, bu, bizi bizden uzaklaştırmamalı. Devamını Oku…

Nereden başlamalıyız

22.05.2022

Asıl meseleler ile tâli meseleler arasındaki farkı görmek ile bu farkın gereğini yapmak bir samimiyet işi olduğu kadar idealizmin de gereğidir. İlk insanların ve dolayısıyla insanlığın günümüz insanından ayrılan yanı hayatın silüetini değil bizzat hayatın kendisini yaşamasıdır. Başka bir deyişle yazı icat oldu hayat bozuldu ve ardından hayat kurgulandı insan bozuldu. İçinde bulunduğumuz çağdaş hayatta eğitim diye bir şeyin olmamasının nedeni hayatın kurgusal olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü kurgu, son tahlilde, sahtekârların düşüdür. Devamını Oku…

Okul öncesi eğitim ve sömürgecilik

08.05.2022

Eğitimi dünyevileştirdik. Pragmatizm, eğitimin şiarı haline geldi dolayısıyla. Seküler, batıcı ve dünyevi insanlar yetişiyor her tür eğitimden artık. Bundan ülkemiz de payını alıyor elbette. Hemen her ülkede Batı dışı olan yani seküler olmayan düşünceler çağdışı kabul ediliyor. Bu nedenle her tür meşrepten hükümetlerin milli eğitim bakanlarının yaptıkları her uygulamanın yahut modelin amacı batılaşmayla/sekülerleşmeyle başlıyor ya da sonlanıyor. Kendileri farkında olmasa da bu böyle neticeleniyor. Devamını Oku…

Selâmet der kenârest

01.05.2022

Sadi Şirazi, Bostan ve Gülistan adlı muhteşem eserinde anlatır: “Tilkinin biri düşe kalka kaçıyor. Birisi ona sormuş: Ne âfet, ne felâket var ki bu kadar korkuya sebep oldun? Tilki demiş ki: Develeri angaryaya (hiçbir ücret ödemeksizin ve zorla, baskı ile yaptırılan iş) tutuyorlarmış diye işittim. Tilkiye demişler.- Ahmak! Senin deve ile ne münasebetin, deveye ne müşabehetin (benzerliğin) var? Tilki cevap vermiş: Susunuz. Devamını Oku…

Hazreti İnsan ve değişim

24.04.2022 00:26

Değişimin, hayatın kanı-canı mesabesinde olduğunu kabul etmek gerek. Hayatı hayat yapan şey değişimdir belki de. Bu nedenle değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu söylenir (Herakleitos). İnsana dair olan değişimin önemli bir özelliği yavaşça gerçekleşmesidir. Mesela insanlar doğuyor ve ölüyor. Bu döngü her gün hatta her dakika oluyor. Öyle ki belli bir süre sonra, mesela 90 yıl sonra, şu an dünyada yaşayan insanların neredeyse tamamı ölmüş, yenileri doğmuş ve onlar yaşıyor olacaktır. Tıpkı şu an yaşadığımız çağda, mesela, 1930 yılında doğan insanların çoğunun hayatta olmadığı, o tarihten sonra doğanlar olarak yaşıyor olduğumuz gibiDevamını Oku…

Akademik standupçılık

17.04.2022

YÖK tez merkezi verilerine göre 12 Nisan 2022 tarihine kadar Türkiye’de 605.461’i Türkçe, 98.410’u İngilizce yüksek lisans ve doktora tezi yazıldı. Türkçe yazılan tezlerden 208.496’sı sosyal bilimler enstitüsünde yapıldı. Sosyal bilimler alanında yapılan tezlerin 26.428’i İngilizce yazılmış. Yine aynı yıllarda eğitim bilimleri alanında yapılan tezlerin sayısı 32.096 olup, bunların 2.381’i İngilizce, geri kalanı Türkçe yazılmış.  Devamını Oku…

Belki bir gün

10.04.2022

Eğitimi ekonomiye hapsedeli epey oldu. Ekonominin, bu anlamda, panoptik bir sistem olduğu aşikâr. Artık Foucault’ın dediği gibi iktidar (güç ilişkileri) normal ve anormali belirlemiyor tam olarak. Her ne kadar Baudrillard unutmamızı istese de Foucault’u, ayartmanın (yani şeytanın) iktidardan, iklim oluşturan güç ilişkilerinden daha güçlü olduğunu belirtse de, bir şekilde belirleyen elbette var normal ile anormali. Eğitim kurumları bu tür belirlemeleri yapmada eski gücüne mahir değiller ama bu durum etkilerinin olmadığı anlamına da gelmemelidir. Devamını Oku…

Eğitimde matematiğin tahakkümü

03.04.2022

Eğitim sistemimiz matematiğin tahakkümü altında. Bir insanda kalp ne ise, bir arabada motorun yeri nasılsa, bir ülke için başkenti ne demekse, eğitimimizde de matematik o konumdadır. Kalbi insandan aldığınızda insan nasıl ölürse, motoru bir arabadan çıkardığınızda araba nasıl hükümsüz kalırsa, nasıl ki başkentinizi bir savaşta kaybettiğinizde ülkenizi de kaybetmiş sayılıyorsanız matematiği eğitim sistemimizden çıkardığınızda geriye kalanın koca bir hiyerarşi hatta belki de koca bir bina yığını olduğu görülecektir. Devamını Oku…

Muhafazakârlar ve kadınlar

27.03.2022

Kadıncılık (womanism), Amerika’da, bilindik feminizm hareketinden ayrı olarak, sadece siyahi kadınlara odaklanan bir hareket. 1960’larda ortaya çıkıyor. Kadıncılık ile ilgili literatür siyah feminizm olarak da biliniyor. Bunlar, cinsiyet, ırk ve ekonomik baskıların Amerika’daki siyah kadınlar için hayatı nasıl perişan ettiğini vurgu yaparak ortaya çıkıyorlar ve tanınıyorlar. Afro-Amerikan tarihindeki kölelik sırasında geliştirilen sosyal tabakalama, en üstte beyaz erkekleri, ardından beyaz kadınları, sonra siyah erkekleri ve en dipte siyah kadınları yerleştirdiğinden, bu en dipteki nüfus ezilenler olduğundan ses çıkarmaları kadıncılık olarak adlandırılmış. Devamını Oku…

Bir Bakışa Sahip Olmak

20.03.2022

Oku diye başlar Kur’an. “Yaradan Rabbinin adıyla oku” diye devam eder. Buradaki “Oku”nun manasından birinin âlemde yer alan dört ana varlık olan bitkiler, hayvanlar, maddeler ve insanlar arasındaki her türlü etkileşimin ve bunların birbirinden yararlanmasının Yaradan’ın koyduğu ilkeler bağlamında vuku bulması olsa gerek. Bir ekonomiste “siz eğitimi nasıl okuyorsunuz” diye sorulan sorudaki okumak gibi yani. Burada ekonomist gözüyle eğitime nasıl bakıyorsunuz demek isteniyor. Buradaki “oku”yu da böyle düşünmek mümkün.  Devamını Oku…

Öğretmen atamalarında takvim sorunu

13.03.2022

Türk eğitim sistemi ne Türk ne eğitim ne de sistemdir. Türk değil, çünkü Türk (Müslüman) kültürünü temel almaz. Eğitim değil, çünkü eğitim (ahlak) diye bir derdi yok, öğretime gömülmüş durumda ve son olarak sistem değil, çünkü planlama ve denetim üzerine kurulmuş girdi-işleme-süreç-çıktı ve değerlendirme unsurları çalışmıyor. Bunun üçünün varlığı birbirine bağlıdır oysa. Biri olmadığında diğeri de zaafa uğrar bu nedenle.  Devamını Oku…

Kayırmacılık kültürü

06.03.2022

Eğitimde kayırmacılığın adam kayırmacılık ve siyasi kayırmacılık olarak iki ana çeşidi olduğunu; bunların da nepotizm, kronizm, klientalizm, patronaj ve hizmet kayırmacılığı olmak üzere beş alt çeşide ayrıldığını belirtmiş ve eğitime özel olmak üzere bir de örtük kayırmacılık olduğunu belirtmiştik. Bugünkü konumuz ise kayırmacılığın bir kültür haline nasıl geldiğine değinmektir. Devamını Oku…

Eğitimde kayırmacılık

27.02.2022

Ülkemizde kayırmacılık diye bir sorun çok uzun süreden beri var. Bu nedenle de liyakat diye bir sorunumuz var. Liyakat ile kayırmacılık birbirine zıt kavramlardır ve birinin olmadığı yerde diğeri mutlaka vardır. Her ikisi de kuşkusuz bir ahlak meselesidir. Dolayısıyla da eğitim meselesidir. Çünkü eğitim tek kavramla ahlak demektir. Ahlak yoksa eğitim de yoktur. Ahlak ve eğitimin olduğu yerde liyakat yeşerir; olmadığı yerde ise kayırmacılık kendini gösterir. Devamını Oku…

Merkeziyetçilik ve üniversite sınavlarında kalkan puan barajı

25.02.2022

Doğu toplumlarında görülen devletçilikle batı toplumlarında görülen devletçilik, zihniyet olarak birbirinden hayli farklı olmuştur. Doğu zihniyetindeki devletçilikte kültürün öngördüğü bir sosyal hayat varken, Batı zihniyetindeki devletçilikte jakoben bir mühendislik hep var olmuştur. Mesela, 19.yüzyılda, Osmanlı’da devletçi bir zihniyet vardı ve bu toplumda onlarca kültür bir arada yaşıyordu. Devamını Oku…

Eğitilmiş modern insan

20.02.2022

Modern çağın en bariz özelliği kutsalının olmamasıdır. İçine aldığı her şeyi kutsaldan arındırır modernizm. Toplumu, insanı, hayatı, bakış açılarını; kutsalı olmayan toplum, kutsalı olmayan insan, kutsalı olmayan eğitim, kutsal olmayan hayat ve bakış açısı haline getirir. Bunun post modern gibi türevleri de aynı manaya gelir. Benzer şekilde modern toplumun değişik adları olan liberalizm, kapitalizm yahut neoliberalizm gibi kavramlar da kutsaldan arındırılmış durumları izah eder. Mesela liberal ekonomi kutsalı olmayan ekonomi demektir. Bundan dolayı modern insan, helal olan on liranın haram olan yüz milyar liradan daha değerli olduğuna inanamaz. Devamını Oku…

Hesaplaşma ve yerlilik

13.02.2022

Batıyla hesaplaşmak gerek. Lakin hiç olmadı bizde bu. En fazla “tekniğini alalım kültürünü almayalım”la yetindik. Bu da bir hesaplaşma değil, sadece bir fikir. Üstelik yanlış bir fikir. Çünkü bir şeyin tekniğini alınca, kültürünü nasıl almayacağız? Yapısını aldığınız bir şeyin içeriğini almamak nasıl mümkün olabilir? Teknik ile kültür bir madeni paranın iki yüzü gibidir. Paranın tura kısmını alıp yazı kısmını almamak…Ne kadar mümkün. Bundandır tekniği alalım ama kültürünü almayalım fikri pratiğe geçmiş değil. Doğası gereği geçemez zaten. Devamını Oku…

Tıp eğitiminin öteki yüzü

06.02.2022

Geçen haftalarda Enes Kara adlı bir tıp fakültesi öğrencisinin intiharı üzerinden yapılan tartışmalar, cemaatler/tarikatlar üzerinden sürdürüldü. Bu intiharın gözden kaçan bir tarafı var. O da, Türkiye’de tıp eğitiminin içinde bulunduğu durumdur. Hekimlerin ekonomik olarak toplum ortalamasının üstünde olmaları, sorunlarının çoğunun üstünü örtüyor. Sadece ekonomik saiklerle tıp fakülteleri tercih ediliyor. Her şeyden önce bu tercih, başlı başına bir sorun. Ekonominin tek başına belirleyici olduğu her durumda ya da her meslekte olduğu gibi burada da ciddi bir duygu ve vicdan öteleme sorunu var. Devamını Oku…

Liyakat Ahlakı

30.01.2022

Liyakat dört temel üzerine bina edilir: Eğitim ve öğretim, ahlak, idealizm ve denetimdir. Eğitim ve öğretimden maksat, ilgili alanda eğitim almak ve mesleğin-makamın gerekliliklerine sahip olmaktır. Misal matematik öğretmenliği için eğitim fakültelerinin matematik öğretmenliği alanından mezun olmak gibi. Ahlaklı olmak, kültürel düşünme biçimine sahip olmak, toplumu ve diğer insanları kendinden daha öncelikli saymaktır. İdealizm, her türlü iş ve faaliyetlerde bağımsız olarak hareket edebilmektir. Denetim ise bir iş hem yapılırken hem de yapıldıktan sonra kontrolünü gerektirir.Devamını Oku…

Öğrenciye ödevi kim verir?

23.01.2022

Hem eğitimin hem de öğretimin sadece okullarda gerçekleşmesi oldukça zordur. Eğitim ve öğretimin okul dışındaki hayatta da pekiştirilmesi gerekir. Ancak o zaman, gerçek öğrenmeden bahsedebiliriz. Belki kimi ülkelerde olduğu gibi okulu sadece sınıfların olduğu yerler olmaktan çıkarırsak, hayatı okula getirebilirsek ödevlerin çoğunu okulda yapmak mümkün olabilir. Ancak bunun için eğitim sistemini bütün yönleriyle ele almak, yeniden revize etmek gerek. Bu da bizim ülkemizde şu an için çok zor. Böyle olsa bile ödevlendirme, öğrenciyi sorumlu birey olarak yetiştirmede eğitimin esas unsuru olmaya devam eder. Devamını Oku…

Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesinde yapılan eğitim anlaşmaları

16.01.2022

III. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi 16-18 Aralık 2021’de İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Basına yansıyan bilgilere göre, söz konusu zirve sırasında MEB yetkililerinin Cibuti, Sierra Leone, Nijer, Somali, Fildişi Sahili, Kongo Cumhuriyeti, Libya ve Moritanya’nın Eğitim Bakanlarıyla görüştüğü ama sadece Moritanya ve Libya ile eğitim anlaşması imzalandığı anlaşılmaktadır. Libya ile mesleki ve teknik eğitimi alanında eğitim mutabakatı yapıldığı anlaşılıyor.Devamını Oku…

Eğitimde kültürü temel almak

09.01.2022

Kültür temelli eğitim; insanın yetiştirilmesinde, düşünmesinde ve hayatını idame etmesinde kültürün ve ahlakın temel alındığı bir eğitim demektir. Burada kilit kavram kültür ve ahlaktır. Kültür; varlığını dine borçlu olan, gücünü tarihten alan ve toplumun geneli tarafından kabul edilen ve yaşayan bir düşünme biçimdir. Kültürün eylem halinin ahlak olduğu söylenebilir. Çünkü ahlak da toplumsal, dini ve tarihi bir olgudur.Max Weber, kapitalizmin doğuşunu Protestan ahlakına bağlar. Aslında kapitalizmin doğuşu Protestan kültürüdür, ancak, bu kültürün eylemsel hali olan Protestan ahlakı, kapitalizmin yer etmesinde hayli etkili olmuştur. Çünkü insanlar, inandıkları gibi yaşamadıklarında yaşadıklarına inanmaya başlıyorlar.Devamını Oku…

Türk Eğitim sisteminin önündeki engel: MEB

06.01.2022

Sanılanın aksine Millî Eğitim Bakanlığı, yüzyıl önce kurulan eğitim sisteminin bekçiliğini, koruyuculuğunu yahut muhafazasını sağlamakla görevlidir. Kendisinin kurum olarak dişe dokunur ciddi bir değişiklik yapması bir yana, kallavi bir reform yapılmasına da müsaade edilmez ve kendisi de edemez. Bu konuda iktidarın renginin ne olduğu da çok fazla önemli değildir. Solcu da olsanız, sağcı olsanız, dindar (!) da olsanız fark etmez. Size müsaade edilen alanda oynamanız yeterli veya gereklidir. Bakın eğitimin kısa tarihine, ciddi bir değişiklik göremezsiniz. Mesela İmam-hatipler kapansın mı açılsın mı tartışması, tüm kısırlığıyla hala sürmektedir. Devamını Oku…

Panoptik eğitim

02.01.2022

Panoptikon kavramı 19.yüzyıl Avrupa’sına ait. Jeremy Bentham tarafından işlevsel bir hapishane kurulması amacıyla öne sürülen bir kavram. “Her şeyi-bütünü- gözetlemek” anlamında olan Panoptikon insanın / toplumun her an kameralarla yahut başka denetleyen araçlarla gözetlenmesi anlamına geliyor. Ancak 1971 yılında Amerika’da gerçekleşen bir televizyon programıyla (belgesel), panoptik çağın bittiğini belirtir Jean Baudrillard. Çünkü Panoptik çağda, gözetlenen ve gözetleyen diye bir sınır varken, artık böyle bir sınır kalmamıştır. Gözetleyen gözleniyor; gözlenen de gözetliyor çünkü. İçinde bulunduğumuz çağa ise insanların bu gözetlenen-gözetleyen olma durumuna “isteyerek” katılması nedeniyle post-panoptikon çağ deniyor. Devamını Oku…

Ya reform ya sistemleşmek

26.12.2021

Son iki bakanın, belki de son dönem Milli Eğitim Bakanlarının ağız birliği etmişçesine, ısrarla belirttikleri konu “eğitimde reform yapmayacağız” demeçleridir. Söz konusu bakanlar bu beyanlarıyla, eğitime dair eski, klasik
söylemi dile getirdikleri gibi, küreselcilerin de böylelikle dediklerini yapmış oluyorlar. 
Oysa Türk eğitim sistemi reformla değil, paradigma değişikliği anlamında ancak bir inkılapla düzeltilebilir. Çünkü mevcut Türk eğitim sistemi ne Türk ne eğitim ne de sistemdir. Türk değil, çünkü Türk (İslam) kültürünü temel almıyor; Eğitim değil, çünkü kimseyi eğitmiyor, sadece öğretim yapıyor; sistem değil, çünkü girdi-süreç-çıktı-değerlendirme (dönüt) öğeleri çalışmıyor. Devamını Oku…

Okullardaki haritaların sömürgeci dili

19.12.2021

Batı dünyasının insanın gözündeki büyüklüğünün bir kısmı, çoğu insanın ciddiye almadığı alanları manipüle etmesinden gelir. Neredeyse hiçbir alan kontrol dışı değildir. Hayatın içinde insanın bilinçli ve bilinçsizce baktığı, tattığı her yerde batı, kendi büyüklüğünü ortaya koyar. Sinema, edebiyat, bilim vb. Öyle ki insan her yeri ve her şeyi batıyı merkeze koyarak sıralamak zorunda kalır. Ölçüt batıdır. Devamını Oku…

Okul öncesi eğitimi yeniden düşünmek

12.12.2021

Eğitim sistemimizle ilgili karar verici konumda olanların ve siyasetçilerin okul öncesi eğitimi yaygınlaştırma hedefi, uzun süreden beri var. Okul öncesi eğitim, ülkemizde zorunlu değil ama hemen hemen tüm siyasi partiler, bunu zorunlu yapmayı programlarında belirtiyorlar. Okul öncesi eğitim, esasında bir okul değil. Çünkü hedefleri arasında öğretim yok. Ne var ki, okul öncesi eğitimlerin ekseriyetinde okulmuş gibi hareket edilmekte, başta yabancı dil (genellikle İngilizce) olmak üzere kimi öğretimler de yapılmaktadır. Devamını Oku…

Türkçe Şûrası

08.12.2021

2021 yılının Yûnus Emre ve Türkçe Yılı ilan edilmesi nedeniyle Türkiye Yazarlar Birliği, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ile Yunus Emre Enstitüsü’nün birlikte düzenlediği Türkçe şûrası 26-27 Kasım 2021 tarihinde yapıldı. Şûra’da 14 oturumda 60 yakın bildiri sunuldu. Sosyal Bilimler Üniversitesinde gerçekleşen Şûranın sonuç bildirgesinde Türkçenin günümüzde biri uydurma, diğeri Türkçe karşılıkları olmasına rağmen Batı dillerinden kelimelerin doğrudan aktarılması şeklinde iki önemli meselesi olduğu; Arapça ve Farsça kökenli olmasına rağmen manası herkesçe malum kelimelerin dilden kovulduğu, manası tam bilinmemesine rağmen Batı menşeli kelimelerin ikamesine sessiz kalındığı belirtilmiştir.Devamını Oku…

Mutasyona uğrayan kölelik

27.11.2021

Kölelik, bedensel olarak bir insanın kendini efendisine adaması, onun dünyasında yaşaması demekti. Ancak her şey gibi kölelik de biçim ve içerik olarak değişti. Böylelikle ortadan kalktığı sanılan kölelik, mutasyona uğrayarak bedenden zihne evrildi. Artık insanlar zihnen köleleştiriliyor. Kölenin en bariz belirtisi efendisinin dediğini yapması, onun istediği şekle bürünmesi, onun doğrusunu kendi doğrusu, yanlışını kendi yanlışı addetmesidir. Sorgulamasını ve en önemlisi de iradesini kaybetmiştir, efendisinde yok olmuştur adeta.Çağdaş kölelikle klasik kölelik arasında yani bedensel kölelikle zihinsel kölelikle arasında en temel fark, klasik kölenin köle olduğunu bilmesidir. Devamını Oku…

Sezai Karakoç ve eğitime dair

21.11.2021

Büyük adamlar, kavramlar inşa ediyorlar ve insanlar bu devasa kavramların yanına geliyorlar, bir çınarın gölgesinde serinler gibi, bu kavramlardan besleniyorlar. Necip fazıl için Büyük Doğu, Nuri Pakdil için Kudüs, İsmet Özel için İstiklal Marşı ve Sezai Karakoç için Diriliş’tir bu kavram. Elbette bu kavramların anlamı ve manası bir medeniyet tasavvuru temelinde oluyor. Medeniyet tasavvuruna bağlı olarak bu “büyük kafaların” eğitim üzerine spesifik görüşler serdettiği de olmaktadır. Bu bağlamda Sezai Karakoç’un vefatı nedeniyle kitaplarında eğitime dair kavramları ve bunlar hakkındaki görüşlerini hatırlamak iyi olacaktır.Devamını Oku…

Kolay Değil

21.11.2021

Herkesin fikrine tohum olmuş fikre sahip olmak ve bunu daim etmek, zor olan bu olsa gerek. Herkesin ortaya çıkmak için bir başkasının omzuna bastığı bir çağda sessizce yaşamak kolay değil. Önemli adam olmak için konuşulan kişi olmak gerektiğine inanılan bir toplumda, bunlara değer vermeyen bir ruha sahip olmak elbette kolay değil. Toplumun İbrahim’in kırdığı putlar mesabesindeki putlarını, İbrahim’ce kırmak öyle kolay bir şey değil.Kolay değil “muhteşemsiniz” iltifatından hoşlanmamak. Size hayran hayran bakan gözler karşısında meyletmemek dünyaya, kolay değil. Devamını Oku…

Eğitimde reform yapmaya direnmek

14.11.2021

Neoliberalizmin hayatta harap ettiği sistemlerin henüz bir dökümü yapılmadı ve yapılmıyor. El attığı her unsuru, dokunduğu her alanı önce bağlarından kopartıyor, sahipsiz bıraktırıyor, ardından onu kendi emelleri için kullanışlı hale getiriyor. Bu bir köleleştirme sistemidir. Daha doğrusu yeni bir sömürgecilik tipidir. Hemen her ülkede olduğu gibi bizde de kadim kültür, neoliberalizmin rüzgârıyla sahadan çekildi. İnsanlar “bağlarından” koparıldı, özgür (!) kılındı. 1960’lı yıllarda Batılıların Afrikalılara bahşettiği bağımsızlık gibi, günümüz bireyine de özgürlük bahşedildi. Afrika ne kadar özgür ve bağımsızsa günümüz insanı da o kadar özgür ve bağımsızdır. Afrika, dünyanın örneklemidir her zaman çünkü. Devamını Oku…

Yüzeysellik

09.11.2021

“Ah! Şu Yunanlılar! Onlar nasıl yaşayacaklarını bilirlerdi. Bunun için gereken, yiğitçe yüzeyde, kıvrımda, tende, deride durmaktır, görünüşleri süslemektir. Görünüş Olympos’unun tümünde biçimlere, tonlara, sözlere inanmaktır. Bu Yunanlılar yüzeyseldi – derinlikten uzaktı.” der Nietzsche “şen bilim”in ön sözünde. Batı da Yunan’ın bahçesinde yetiştiğinden o da hep yüzeysel kaldı. Yüzeysel yaşamak ve görünüşe hayranlık. Heykel sanatının Yunan’da var olması boşuna değil. Kozmetiğin de batı icadı olması tesadüfe bağlanamaz. Dahası, eğitimin insanın yüzeysel /görünen hayatına odaklanması da Antik Yunan’dan gelen aklın Avrupa’da yeşermesinin sonucudur aslında. Devamını Oku…

Eğitim aydını

31.10.2021

Bizim eğitim camiamız başta olmak üzere aydınların kahir ekseriyeti, bir meseleyi dolandırarak anlatmayı çok seviyor. Bunun birinci sebebi meseleyi vuzuha kavuşturmak için etraflıca anlatma kaygısından kaynaklanır ki bu makul bir sebeptir. İkincisi, meseleyi anlatanın, anlattığı konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmamasından kaynaklanır. Üçüncüsü literatür dilini kullanmayı bir sınıf meselesi olarak algılamasından kaynaklanır. Birincisi çoğunlukla gerekli olabilir. İkincisi, kendini bilmemekle ilgili bir meseledir. Üçüncüsü ise hem kendini hem başkasını bilmemekten kaynaklanır. Devamını Oku…

Eğitim endüstrisi

24.10.2021

Endüstri, ihtiyaçlar doğrultusunda ham maddenin eşya/mamul haline getirilmesi sürecidir. Sanayi de aynı anlama geliyor. Endüstri için önemli kavram ihtiyaçtır. İhtiyaç kavramı genel olarak gerçek ve hissettirilen/hissedilen olmak üzere ikiye ayrılır. Gerçek ihtiyaç, temel yaşam için gereklidir: su, yemek, hava vb. Hissettirilen/hissedilen ihtiyaç ise karşılanmadığında ölmeyiz ama mutlu da olmayız. Kısmen lükstür, konfora yöneliktir. Mesela araba, ev, televizyon, telefon vb. Endüstri, önceleri, gerçek ihtiyacın büyük kısmını karşılamak için yola çıktı. Kentleşme ve kalabalık yaşam arttıkça, bir şeyin çok sayıda ve aynı zamanda üretilmesi gerekti. Devamını Oku…

Üniversitelerimiz ve kimlik arayışı

17.10.2021

Eğitim sistemimizin en dramatik tablosu üniversitelerde, bunların müfredatında saklıdır. Üniversitelerin özellikle sosyal bilim alanlarında (sosyoloji, psikoloji, işletme, iktisat, ekonomi, eğitim, hukuk vb.) okutulan kitapların paradigması yani bakış açısı, anlama ve anlamlandırma çerçevesi olabildiğince seküler, küresel, kapitalist, neoliberaldir, yani batı referanslarından mülhemdir. Sadece ders kitapları değil, lisansüstünde yapılan yüksek lisans ve doktora tezleri, akademik makaleler ve projeler de aynı bakış açısıyla, yine Batı referanslarıyla yapılmaktadır. Bu, gelişmenin sadece batıda olduğu varsayımıyla çok ilgili değil. Batıya meftunlukla ilgili bir şey daha çok. Mesela kullanılan dilden tutun da yapılan yorumlara kadar, titizlikle aranılan özellik hem seküler hem de tarafsız olmasıdır. Devamını Oku…

Ateş düştüğü yeri mi yakar?

10.10.2021

Birbirine kenetlenen toplum, birbiri için var olan toplumdur. İnsan, öteki insana muhtaç çünkü. Bu kenetlenmeyi sağlayan, toplumun toplum olmasına yol açan saik aynı gemide olmak mecburiyeti değil, aynı anneden doğmak da değil, aynı ahlaka inanmaktan, bu ahlakla hayatı yaşamaktan geçiyor. İnsanı insanca yaşatan içgüdü değil ahlaktır çünkü. Ahlak, tek cümleyle ötekini kendinden daha değerli ve önemli görmektir. (Bu bağlamda, eğer ateş düştüğü yeri yakıyorsa, orada gerçek bir orman kardeşliğinden bahsedemeyiz. Ateşin yaktığı bir ağacın acısını diğer ağaç duyar. Acısını duyduğunda o da acıyla yanar. Bir süre sonra sadece aynı cinsteki ağaçlar değil, o ağacın yanmasına şahit olan her nesne yanmaya başlar.Devamını Oku…

Zoraki eğitimle mesleklerin bitişini izlemek

03.10.2021

Eğitim ve öğretim, uzun süreden beri okulla sınırlandırıldı. Bu sınırlandırma, modern dünyanın gerekliliği olarak kabul edildi; insanlara, devlete ve topluma da böyle benimsetildi. Geçmişte bazı misyonları üstlenmiş olan zorunlu eğitim adı altında sürdürülen okullaşma, günümüzde, kimi ülkelerin gelişmemesinin önündeki en büyük nedenlerinden biridir. Dünyayı yöneten egemen devletler, her türlü gelişimi ve değişimi başlatan, sürdüren ve yönlendiren oldukları için, orada okulun yapısı ve işleyişi toplumun gelişimine engel olmadı. Tam tersine gelişim için okul itici güç oldu. Mesela otomotiv sektörü, inşaat ya da mühendislikler sermayenin çabasıyla üretildi. Okullar bunu önce deneyimledi. Çıkabilecek aksaklıklar hem okulda tespit edildi, hem de sektörün ihtiyacı olan kişilerin yetişmesini sağladı. Eğitim-istihdam ilişkisi böylece kurulmuş oldu. Okulların zorunlu olmasının önemli nedeninden biri budur. Diğeri endoktrinasyondur. Devamını Oku…

İsyan ahlakından ahlakın isyanına

26.09.2021

Rahmetli Nurettin Topçu’nun önemli bir kavramsallaştırması olan “isyan ahlakı”, bir doktora tezi olmakla birlikte, bir insan olma mücadelesinin anlatıldığı mümtaz bir eserdir. İnsanın kendi serüveninde, kendinde var olan tüm kötülükleri, kötü düşünceleri, kötü davranışları tespit etme ve bunlarla baş etme, üstesinden gelme yahut üstünden atma uğraşı olan isyan ahlakı, kişinin kendi kendisiyle olan mücadelesine dikkat çeker. Esasında bir kölelikten kurtulma, esaretle savaşma ve özgürlüğün yani kul olma bilincinin değerini ortaya koyar. “İsyan, içindeki sesin mahkûmu olan insanın, bu esaretten kurtulması için mücadele etmesidir. Egoist ve bencil isteklerini yerine getiren sorumsuzluk anlayışını terk edip, evrenselin, sonsuzluğun isteklerine amade olmasıdır.” İsyan etmek, bu anlamda, insan olmak demektir. Devamını Oku..

Okullar ne olursa olsun açılmalı mıdır?

19.09.2021 

Salgının hızı artarak devam ediyor. Geçen sene eğitimle ilgili sergilenen esnek tavır, bu sene “okulların açık kalması, milli güvenlik meselesi” olarak addedilerek artık sergilenmiyor, gerekirse toplumu kapatıp okulların açık tutulacağı belirtiliyor. Hükümet de bakanlık da kararlı bir tavır sergilemeye çalışıyorlar. Bu kararlı tavırlar, eğitimin en alt basamağında yani okullarda nasıl karşılık buluyor, MEB şimdilik buraya odaklanmak istemiyor gibi. MEB’in hâlihazırda derdi, okulları ne edip tutup açık tutmak. Bunun için elindeki tek argüman, istatistikler. Devamını Oku…

Eğitimde Epistemik Cemaat ve Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen Uygulamalarımız

12.09.2021

Eğitimde kutsallarımız, dolayısıyla dokunulmaz alanlarımız var. Hiçbir hükümet bu kutsallara dokunamıyor, değiştiremiyor, değiştirilmesine yönelik teklif dahi yapamıyor. Hiçbir bilim adamı bu alanlar üzerinde yazamıyor, yazdıramıyor. Bu alanlar, teorisiyle ve uygulamasıyla kutsal kabul edildiğinden konuşulamıyor bile. Konuşulmaya cüret edildiğinde kutsal alanların fedaileri tarafından saldırıya geçiliyor, o kişi/ler alandan çıkarılıyor, bir daha da gün yüzü görmemesi yönünde adımlar atılıyor. Bu alanlar; zorunlu eğitim, genel eğitim, Kemalist eğitim, batıcı eğitim, bilimsel eğitim, evrensel eğitim, karma eğitim vb. Devamını Oku…

İngilizce meselesi

05.09.2021

Sömürgeciler, Afrika’yı işgal etmeye başladığı yıllarda, o ülkenin dilini önce görmezden geldiler, ardından kendi dillerini zorunlu kıldılar. Öyle zamanlar oldu ki, kendi dilini konuşan çocuklara, okulda cezalar bile verildi. Anadilini kullananlar, kullanmayan “ajan” arkadaşları tarafından sömürge okul yöneticilerine ihbar edildiler. Anadilini okulda oyun oynarken konuşan öğrencinin üstüne “ben eşeğim” gibi yazılar asarak, öylece gezdirerek, yaptırım uyguladılar. Devamını Oku…

Yeni tip eğitim yöneticisi

29.08.2021

Son yıllarda eğitim camiasının yöneticileri, özellikle milli eğitim müdürleri, görünmekten oldukça çok zevk alıyorlar, zira sosyal medya onların adeta mekânı oldu. Proje yapmak modasıyla birlikte, dokunmak, halka inmek gibi kibirli bir söylem de eğitim yöneticilerinin belirgin özelliği oldu. Kitap okuyan, bir fikir sahibi, dava sahibi olan yöneticilerden ziyade ilkokul dördüncü sınıf öğrencisinin bile yapabileceği etkinlikleri, düşünceleri proje diye ortaya koymalar ve bunları sergilemeler artık moda. Devamını Oku…

Prof. Dr. İsmail AYDOĞAN: Okuma, insanın var olma nedenidir.

28.08.2021

Okuma, insanın var olma nedenidir. Bu nedenle kendini var edene doğru yol almasıdır. Kur’an’ın “ikra”yla başlaması da yaratılan her şeyi Yaratanın istediği şekilde okumamız gerektiği olsa gerek. Bu nedenle her okuma ikra değildir, ama her ikra okumadır. Modern dünyanın okuma biçimi amaçsız bir okumadır. Önüne gelenin okuma mantığı bile taşıdığı söylenebilir. Oysa okumayı öğrenme ile bir zanaatı öğrenme benzerdir. Çünkü okumanın da çıraklığı, kalfalığı ve ustalığı olur. Bu nedenle en iyi okuma biçimine sahip olmak için, bir ustaya (âlime) ihtiyaç vardır. Bu ustanın, âlimin dizinin dibinde yetişmelidir insan. Lakin dizinin dibinde oturacak ustalar artık yok ya da çok az. Devamını Oku…

Prof. Dr. İsmail Aydoğan’ın kitap ‘okuma ilk on’ listesi

28.08.2021

Prof. Dr. İsmail Aydoğan Kahramanmaraş doğumlu. Eğitim sahasında fikir imal eden Türkiye’deki sayılı akademisyenlerden biri. Bu alanın bir fikir işçisi. Eğitimle alakalı olarak kitaplar, yazılar yazan, seminer konferanslar veren bir isim. Eğitimin özü ve paradigmasına dair sözler söylemeye, yazılar yazmaya ve eserler vermeye devam ediyor. Kısacası hem derdi hem de davası eğitim. Henüz eğitimle ilgili son sözünü söylemedi. Karanlık bir gecede bilinmedik memleketlerde yol alır gibi gelişi güzel okumak yerine ‘ikra’ hedefli bir okuma telkin etmekte kendisi. İdealize ettiği ve tavsiye ettiği kitap okuma ilk on listesi: Devamını Oku…

Taliban Öncesi Afganistan’ın Eğitimi

22.08.2021

Afganistan, 2020 yılı Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporuna göre 189 ülke arasından 169.sırada yer almaktadır. Kişi başına düşen gelir 580 dolar. 2020 verilerine göre 34 milyon olan nüfusun %51 erkek, %49’u kadın. Yine nüfusun %71 kırsalda, %25’i şehirde, geri kalanı ise göçebe olarak yaşamaktadır. Nüfusun %65’i ise 25 yaşın altındadır. Ülke, çeşitli etnik gruplara ev sahipliği yapmakta. Ülke nüfusunun %42’si Peştulardan; %27’si Taciklerden; %9’u Hazarlardan; %9’u Özbeklerden oluşmaktadır. Ülkede 30’dan fazla dil konuşulmakta ama Peştuca ve Darice ana dillerdir. Eğitim dili Darice ve Peştuca’dır. Devamını Oku…

Kültür temelli eğitim

15.08.2021

Kültür, bir toplumun düşünme ve yaşama biçimidir. Gücünü dinden ve tarihten alır. Dahası, kültürün kalbi din, akciğeri edebiyat, ayakları ilim, dili eğitimdir. Ama tek bir kavramla kültürü anlatmak gerekirse o kavram ahlaktır. Zaten kültür kavramının Fransızca anlamlarından biri de terbiye demektir.Ahlak, insanın diğer insan ve canlılarla birlikte yaşayabilmesi için gerekli olan ilkeler bütünüdür, oksijen gibidir. Ahlak, ötekini kendinden değerli ve önemli görme halidir. Yani ahlak öteki (insan, hayvan, bitki ve madde) ile başlar, öteki belirdiği anda ahlak devreye girer. Ötekinin olmadığı yerde, insanı tek başınayken koruyan ise hayâdır. Devamını Oku…

Eğitim Üniversitesi

08.08.2021

” Kültür temelli eğitim bizim hasretimizdir.”

Son 20 yılda Batıya karşı eleştiriler yüksek perdeden sürdürülüyor. Bu eleştirilerin ekseriyeti 50 yaş ve üstü yaş grup ile iktidara yakın insanlardan oluştuğu söylenebilir. Buna mukabil gençlerin batı sevdası artarak devam ediyor. Batıya olan eleştirilerin bir kısmı felsefi, sosyolojik, psikolojik müktesebat ile yapılmaktadır. Sayıları çok az olan bu grubun eğitim camiasında temsilcileri oldukça az. Batıya yönelik eleştirilerin önemli bir kısmı ise belirtilen müktesebattan yoksun. Bunlar genelde Batının kötü olduğunu, bittiğini, miadının dolduğunu belirtmekle yetiniyorlar. Piyasadan öğrendikleri batı karşıtı cümleleri söylemekle iktifa ediyorlar. Devamını Oku…

Sömürgeleştiren Bilgi

01.08.2021

Oryantalizm, doğu hakkında toplanan bilgilerle doğuluyu yönetme hem doğulunun hem de herkesin doğu hakkında nasıl düşünmesi gerektiğini öğretme işidir. Bu kavramı, dünyanın doğusunun kültürleri hakkında bir uzmanlık alanı olan bir batı bilimi olarak anlamak için, sömürgeci olmak gerekir. Bu nedenle oryantalizm ile sömürgecilik doğrudan ilişkilidir. Sömürgeci hem var olan bilgiye hem de kendi ürettiği bilgiye tecavüz eder ve oradan türeyenleri de ajan olarak yetiştirir. Bu yetiştirme insan olabileceği gibi bilgi de olabilir. Zira bilgi de oryantalistin elinde, özenle toprağa ekilir, sulanır ve pazara sürülür. Devamını Oku…

Diriliş Mektebi

25.07.2021

Türkiye’de iki yüz yıldan beri ısrarlı bir şekilde sürdürülen tavır, ülkemizin milli/yerli sosyoloğu Baykan Sezer’in tespitiyle, “Batıcılaşma”dır. Bu kavramın, daha çok kullanılan Batılılaşma ve daha az kullanılan Batılaşma kavramlarından farkı taklidin ödünsüz savaşçısı /savunucusu olmasıdır. Batılaşma batı gibi olma çabası; Batılılaşma batılı birey gibi düşünme ve yaşama isteğidir. Bizde yaygın olarak kullanılan Batılaşmaktan ziyade Batılılaşmaktır.  Ne var ki, bizde hiçbir zaman olmamış olan da Batılılaşma, olan ise Batıcılaşmadır. Batıcılaşma, içerikten, anlamdan hatta ihtiyaçtan yoksun bir şekilde, taklidi, tek çare olarak görmedir. Ali Biraderoğlu’nun özgün, özgür ve tutsak düşünce diye ayırdığı düşünce biçiminden tutsak düşünceye köle olmuş zihinsel tutukluluk hali. Devamını Oku…

Dijitalizm ve eğitim

18.07.2021

Kimi eğitimciler salgın günlerinin zorunlu kıldığı uzaktan öğretimi temel alarak, eğitimin geleceğini teknoloji temelli tartışıyorlar. Gelecekte eğitimin şimdiki gibi olmayacağını, teknoloji ağırlık olacağını, bir dijital eğitim evresine geçileceğini belirtiyorlar. Misal; artırılmış gerçeklikle bilginin görülebileceğini, üç boyutlu teknolojilerle sınıfa gelmesi hayal olan aletlerin gelebileceğini, 3D yazıcıların büyük işler yapacağını, bulut bilişim sisteminin eğitimde yerinin artacağını, öğrencilerin biyometrik olarak izlenebileceğini vb. belirtiyorlar. Kısaca dijital gelişimin geleneksel eğitim düzenini değiştireceğini belirtiyorlar. Bu nedenle gelişen dijitalizmi yakalamak, geç kalmamak için hazırlıklar yapılmasını tavsiye ediyorlar.Devamını Oku…

Eğitimde Akıl, Zekâ ve Duygu Meselesi

11.07.2021

”Akıl, duyguya nizam verir; duygu akla izan sağlar. Okul, akıl ve duygunun izdivacıdır. Bu izdivaçtan merhamet ortaya çıkar.”

Talim ve terbiyeyi eğitim ve öğretim diye çevirmişiz. Terbiye eğitime, öğretim talime denk geliyor. Talim ve terbiye; özelden genele, mikrodan makroya, parçadan bütüne yol alır, yani tümevarımı önceler. Eğitim ve öğretim ise genelden özele, makrodan mikroya, bütünden parçaya yani tümdengelimi önceler. Terbiye talimi kapsar. Hatta terbiye tek başına mevzuyu açıklar. Nitekim Arap ülkelerinde eğitim fakültelerinin adı terbiye fakülteleri olarak geçer. Eğitim de öğretimi kapsar. Eğitim görmek, eğitim almak bazen tek başına öğretim anlamına bile gelir. Devamını Oku…

İnsanın eğitimi nasıl olmalıdır?

04.07.2021

İnsanın geldiği bu âlemde temel gayesi, kendini ve âlemi anlamaktır. Anlamak, meselenin künhüne vakıf olmak demektir. Anlamak için insana lazım olan şey merak, ihtiyaç, güdü, dürtü ve davranıştır. Bunlar insanda içkindir. Eğer bunlar bir ideal potasına atılmazsa aksi yönde gelişirler. İnsandaki merak duygusu öğrenmeye hasredilirse hakikat, edilmezse tecessüs ortaya çıkar. İnsandaki ihtiyacı ahlak belirlerse yardımlaşma, belirlemezse israf ortaya çıkar; insandaki içgüdü kültürel olarak yönlendirilse merhamet, yönlendirilmezse kargaşa ve problemler ortaya çıkar. İnsandaki dürtüler ahlakın süzgecinden geçirilirse nizam, geçirilmezse nizamsızlık ortaya çıkar ve davranışlar vicdanın kontrolünden geçirilirse şahsiyet, geçirilmezse narsizim ortaya çıkar. Devamını Oku…

Kutsanan Gençlik Z Kuşağı

27.06.2021

”Bu z kuşağı gençliğinin dışında kalan, bunların özelliklerini göstermeyen ya da barındırmayan ciddi bir gençliğin de olduğu bilinmelidir. Bunlar okuyan, düşünen, bir dava sahibi olan, ahlakı önemseyen bir gençliktir. Bu gençler ekranlarda fazla görülmüyor, araştırmalarda fazla yer almıyor diye yok değiller. ” Muhafazakâr olarak adlandırılan bir televizyon kanalında “gençlik ve değer” konulu bir programda iki konuk, gençliği, z kuşağını ve bunların önem verdikleri konuları ve ne istediklerini konuşuyorlardı. Bu konuyla ilgili her program, konferans veya söyleşide olduğu gibi, burada da, z kuşağının farklı olduğunu, bizim gibi düşünmediklerini, bizim gibi yaşamadıklarını; müziklerinin, zevklerinin vesaire hemen her şeylerinin farklı olduğunu, bunları anlamamız gerektiğini belirtiyorlardı. Devamını Oku…

Müfredatımızın serencamı

20.06.2021

Türk eğitim sisteminde yapılan değişiklikler, düzenlemeler veya reformlar, ihtiyaçtan dolayı yapılmaz, gelişmek (!) için yapılır. Gelişmekten kasıt ise Batılı ülkeler gibi olabilmektir. Mesela İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Vatandaşlık dersi 2011 yılından itibaren 8. sınıflara, 2015 yılından itibaren ise 8. sınıftan kaldırılarak 4. sınıf müfredatında yer almıştır. “Demokrasi ve İnsan Haklar”, “Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi” gibi dersler 1997 yılından itibaren ilköğretim kademesinde verilmiştir. Bu dersin İngiltere, Fransa veya Amerika’dan kopyalanarak alındığına şüphe yok. İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde bu dersin önemli amacı sömürge ülkelerden ya da başka ülkelerden gelip İngiltere’ye /Fransa’ya yerleşen yabancıların İngiliz /Fransız yaşam koşullarına uyum sağlayabilmesi içindir. Devamını Oku…

Eğitime can simidi: kültür dersleri

13.06.2021

” Eğitimde kavramlarla, modellerle ve yöntemlerle başlayan ve devam eden taklit ve tekrar dolu müfredat yerine, kültür temelli eğitime dönülmeli. Bunun için tarih, coğrafya, edebiyat ve felsefenin içeriği kültürel hale getirilmeli. Eğitimin temeli bu dersler olmalıdır.” Son çeyrek yüzyılda, Türk eğitim sisteminde görev yapan öğretmenler hayli genç bir nüfusa sahip oldu.  Misal; 2019 yılı itibariyle Türkiye’de öğretmenlerin yüzde 6’sı 50 yaşın üstünde olurken OECD ülkelerinde bu oran yüzde 34. Yine Türkiye’de öğretmenlerin yaş ortalaması 36, OECD ülkelerinde 44; okul müdürlerin yaş ortalaması bizde 43, OECD ülkelerinde 52. 2017 yılında öğretmenlerin yüzde 25’i 30 yaşında altındayken, 2018’de bu oran yüzde 23, 2019’da yüzde 22, 2020’de 21,63. 30 yaşın altındaki öğretmen sayısı kısmen düşüyor gibi görünse de 31-40 yaş arasında oran artmaktadır. Devamını Oku…

Neoliberalizm Cenderesinde Bizden Medet Bekleyen Eğitim

06.06.2021

Neoliberalizmi temel alan okulların görevleri arasında çocukların ve gençlerin sadrını genişletmek diye bir çabadan bahsedilmez. Dahası ciddi bir fedakârlık duygusu geliştirme gayretinden de söz edilmez. Hatta ahlak diye derdi bile yok okulların. Sadece bizim değil, hemen hiçbir ülkenin eğitim sisteminde bu tür hasletler, onun var olma nedeni değildir. Olsa olsa örtük faydalar arasında yer almaktadır. Bunların da esas maksadı, öğretimin hatta endoktrinasyonun sağlam bir şekilde yer etmesini sağlamaktır. Dünya, liberalizmin kulvarında yolculuğunu sürdürürken, eğitim sistemleri de bu yolculukta kendine düşeni yerine getirmektedir. Yani, liberalizme uygun bir insan yetiştirmeye gayret etmektedir. Liberalizmle serbestleştirilmiş bu birey, sınırlandırmaya isyan etmekte, herhangi bir yönlendirmeye kuşku ile bakmaktadır. Devamını Oku…

Âdâb-ı Muâşeret Meselesi

31.05.2021

Eğitimimiz sıkı bir şekilde öğretimle ilgilendiğinden öğrencinin terbiyesi onu fazla ilgilendirmiyor. Öyle bir görevi olmadığına da inanarak bunu kişinin özgürlük alanına bırakıyor. Dolayısıyla öğrenci, ailesinden aldığı terbiye ne kadarsa, o kadarlığıyla hayatını sürdürüyor. Ailenin de ekonominin girdabında boğuşurken tek düşündüğü konu, doğal olarak, çocuğunun ekonomik geleceği oluyor. Hayatta beraber yaşadığımız bu birey, birlikteliğin gerektirdiği nezaket, nezahet, saygı ve görgüden yoksun olduğundan sosyal hayat “güçlülerin sözünün geçtiği arena” ya dönüşüyor. Devamını Oku…

Eğitim, yetim bir çocuk

19.05.2021

Eğitimin okula hasredilmesi modern zamanların özelliğidir. Yetişenler ve yetiştirenler gibi ayrımların belirgin olması da modern batılı çağın sekülerliğinden kaynaklanır. Afrikalılara ait bir atasözü, “bir çocuk yetiştirmek, köy ister” der. Bundan kasıt, anne-baba dışında, hala, amca, teyze, dayı, amca, komşular, mahalledeki bakkal, tamirci, otobüs şoförü vb. insanların da çocuğun yetişmesinde rolleri, görevleri daha doğrusu sorumluluk sahibi olduklarıdır. Bunların devreden çıkarılması, sadece anne-babaya hasredilmesi, içinden çıkılmaz sorunlara, dahası, yetiştirmeme- eğitmeme durumunu ortaya çıkarır ki olan da budur zaten. Devamını Oku…

Neden Eğitimi Düzeltemiyoruz?

19.05.2021

Eğitimi neredeyse 200 yıldır düzeltemiyoruz, çünkü batıya giden gemide doğuya koşuyoruz. Sonra da hayıflanıyoruz neden doğuya gidemiyorum diye. Fransa’dan okul yapısını, İngiltere’den müfredatı, Amerika’dan popüler eğitimi alıyoruz. Finlandiya gibi PİSA da başarılı, Japon gibi kültürüne düşkün, Arap gibi muhafazakâr, Alman gibi çalışkan olmak istiyoruz. Hedefler Amerika’dan, hayaller Sen nehri yakasından. Olunmak istenen evrensel bir insan, olunan uçak balık, yüzen kuş… Oysa balık uçmaz, kuş yüzmez, insan öykünmez. Her canlının bir özelliği olduğu gibi her toplumun da belli bir kimliği vardır. Devamını Oku…

Okul Binalarında Güzellik Sorunu

19.05.2021

Mekân-insan ilişkisinde mekân insanı etkiler ama insan, mekânı belirler. İçinde bulunduğumuz çevrenin yapıları, mimari özelliği ve estetiği, sokaklarında dolaşan insanı etkiler. Belli bir güzelli barındırmayan yapılar, o çevrede yaşayan insanın güzellik anlayışını olumsuz olarak etkilediği gibi, tersi bir durumda, insanın zevkini yüceltir. Bu tür etkileri, “sessiz eğitim” olarak telakki etmek mümkündür. Modern dünyanın daraltılmış eğitiminin, öğrenmeyi, öğretmen gibi birkaç kişiyle sınırlaması, sessiz eğitimin olmadığı anlamına gelmez. Devamını Oku…

Eğitimde musikimize neden önem verilmez?

19.05.2021

Nurettin Topçu, günümüz müzik anlayışının Anadolu’nun ruh dünyasını yansıtmadığını çünkü bu müzik türünün elbise alır gibi Batılı ülkelerden alındığını söyler. Batılıların müziğini de ruhsuz bularak onu da eleştirir. Kendi müziğimizin memleket havasında doğması, onun felsefesini barındıran aşkla ortaya çıkması gerektiğini belirtir. Özellikle gençlere müzik kültürü verilmesi gerektiğini söyler. Musiki ile temizlenmeyen ruhun uçamayacağını, musikinin insanı sonsuz varlık sevgisi ile dolduracağına dikkat çeker. Ayrıca musikide kin ve hasedin barınamayacağını, ümidin kaynağı olduğunu, bu nedenle okullarda derslerin, meclislerde oturumların musiki ile başlamasını öğütler. Devamını Oku…

Gençler Neden Türkü Dinlemiyor?

19.05.2021

Değişik kesimler tarafından Türkü üzerine yapılan tartışmalar devam ediyor. Tartışmalarda Türkünün dinlenilmediği, özellikle gençlerin Türkü, hatta sanat müziği bile dinlemediği, onların daha çok pop müzik dinlediği; çağın pop müzik çağı olması hasebiyle gençlerin Türk popu dinlediği, bunu da şehirleşen Türkiye’nin doğal sonucu olduğu belirtiliyor. Gerçekten böyle midir? Bu ülkede Türkü dinlenilmiyor mu? Özellikle gençler Türkü ya da sanat müziği dinlemiyor mu? Bu, şehirleşmenin bir neticesi midir? Devamını Oku…